Workcube ile çalışıyorum
![]()
edit: bir ilk intiba, bir ilk değerlendirme yazısı ancak bu kadar yanlış anlaşılıp, başka yerlere çekilir ve üçüncü kişilerle ilişkilendirilebilir. Bence Workcube; deposuna benzin koymayı unutup da, tüm kötü şöhretini bu ufak detaydan kazanan Devrim otomobilleri gibi; alanında, ve tüm dünyada, zamanının en büyük başarılarından biri bile olsa, tam da bunu geliştiren ve kullanan Türk mantığına uygun bir şekilde, gelecekte dönülüp de geriye bakıldığında bir yerlerde birilerinin hakkının yendiği ve bir şeylerin tam olarak istenildiği gibi gitmediğinin düşünüleceği bir geleceğin hemen eşiğinde. Birkaç Türk senior yazılımcının bir araya gelip de, tüm insanlık için devasa bir proje geliştirmek isteyip de yapabileceklerinin maksimumunu yaptıklarında, ortaya Workcube gibi bir ürün çıkar. Problem aslında ne yazılımda, ne yazılımcıda ne de kullananlardadır. Problem tam olarak bu üçünü bir araya getiren talebin kaynağı olan "ihtiyaç" dinamiğindedir.
Yoğunum, Çok Yoğunum…
Evet hayat böyle... bazen bomboş kalıp nasıl zaman geçirsem diye kafayı yiyor insan... uğraşacak bir şey olsa da zaman geçse diye ağlıyor resmen.. Ama insanoğlu tamahkar ve nankör... Az bir yoğunluk, az br sorumluluk olmaya görsün, başını taşlara vurarcasına o eski boş günlerini boşa akıp geçen zamanını geri istiyor.
Aslında hepimiz yaşıyoruz bu duyguyu, bir döngü halinde. Kim ki yazın sıcağında, güneş altında terlerken havaların bir an önce soğumasını içten bir şekilde arzulamıyor ki? Ama kış mevsimi geldikten bir hafta sonra o sıcak yaz akşamlarının özlemi duyuluyor.